Gebze Teknik Üniversitesi / TEKNOPARK Arge Bölümü - Cumhuriyet Mah . Şişecam Yolu Sk . Arge -11 No: 52/14 Gebze Kocaeli

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'G-GB2XNQHC4Q');

 

Kozmetik Girişimciliğinde Merak Edilenler: Emel Aksan ile 7 Soru 7 Cevap

 

 

Kozmetik sektörü dışarıdan bakıldığında renkli ambalajlar, güzel kokular ve yeni trendlerle dolu bir dünya gibi görünüyor.

 

Ancak bir serumun, kremin ya da şampuanın raflara ulaşmasının arkasında Ar-Ge, formülasyon, hammadde seçimi, üretim, kalite süreçleri ve güçlü bir girişimcilik hikâyesi bulunuyor.

 

 

Kazes Kozmetik Kurucusu Emel Aksan ile kozmetik girişimciliğini, fason kozmetik üretimini, Teknopark’ta Ar-Ge yapmayı ve kendi kozmetik markasını kurmak isteyen girişimcilerin en çok merak ettiği konuları konuştuk.

1.Kozmetik markası kurmak isteyen biri nereden başlamalı?

Bence ilk soru “Hangi ürünü ürettireyim?” değil, “Ben kimin hangi ihtiyacına cevap vereceğim?” olmalı. Çünkü bugün güzel bir serum yaptırabilirsiniz, harika bir ambalaj da seçebilirsiniz. Ama ürününüzün kime hitap ettiğini ve neden tercih edileceğini bilmiyorsanız elinizde güzel bir ürün olur; henüz bir marka olmaz. Ben girişimcilere önce hedef kitlesini, ürün fikrini, fiyat segmentini ve satış kanalını düşünmelerini öneriyorum. Formülasyon ve üretim aşaması bunların üzerine inşa edilmeli. Kısacası önce marka fikri, sonra ürün stratejisi, ardından doğru Ar-Ge ve üretim. Bazen bize “Ben kozmetik markası kurmak istiyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum” diyen girişimciler geliyor. Ben bu cümleyi çok seviyorum. Çünkü aslında doğru yerden başlıyorlar: Bilmediklerini bilerek. Girişimcilikte en tehlikeli cümle bazen “Ben her şeyi biliyorum” olabiliyor.

2. Kozmetik markası kurmak için fabrika kurmak gerekir mi?

Hayır. Zaten fason kozmetik üretiminin girişimcilik açısından en önemli avantajlarından biri de bu. Bir girişimcinin kozmetik markası kurabilmek için üretim tesisi oluşturması, makine yatırımı yapması ve bütün üretim altyapısını kendi bünyesinde kurması gerekmiyor. Doğru fason üreticiyle çalışıldığında Ar-Ge’den formülasyona, üretimden doluma ve ambalajlamaya kadar pek çok süreç profesyonel bir yapı içerisinde yürütülebiliyor. Özellikle butik üretim modelinin girişimciler açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü yeni kurulan bir markanın daha kontrollü adetlerle pazarı test edebilmesi, sermayesini daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olabilir. Benim bu konuda sevdiğim bir cümle var: “Önce büyük para değil, büyük fikir lazım.” Elbette arkasından doğru planlama ve doğru üretim gelmek şartıyla.

3. İyi bir kozmetik ürününü pahalı hammaddeler mi oluşturur?

Her zaman değil. Kozmetikte bazen tek bir aktif madde öne çıkarılıyor ve bütün ürün onun üzerinden anlatılıyor. Oysa formülasyon bundan çok daha kapsamlı bir konu. Bir hammaddenin popüler olması, tek başına iyi bir ürün ortaya çıkaracağı anlamına gelmez. Kullanım oranı, formülün pH’ı, diğer bileşenlerle uyumu, ürünün stabilitesi ve hedeflenen kullanım şekli gibi pek çok faktör birlikte değerlendirilir. Ben bunu yemek yapmaya benzetiyorum: Mutfağa dünyanın en pahalı malzemelerini koymanız sizi otomatik olarak iyi bir şef yapmaz. Kozmetikte de benzer bir durum var. Bu nedenle benim için temel yaklaşım şu: “Mucize içerik yoktur; iyi formül vardır.”

4. “Doğal kozmetik daha güvenlidir” düşüncesi doğru mu?

Kozmetikte en sık karşılaştığımız konulardan biri bu. “Doğal olan iyidir, kimyasal olan kötüdür” şeklinde çok keskin bir ayrım yapmak bilimsel açıdan doğru bir yaklaşım değil. Çünkü doğadaki maddeler de kimyasal yapılardan oluşuyor. Su bile H₂O. Doğal kaynaklı bir hammaddenin de kullanım miktarı, saflığı, formül içerisindeki davranışı ve güvenlilik değerlendirmesi önemlidir. Aynı şekilde laboratuvarda geliştirilmiş bir hammaddenin “sentetik” olması onun otomatik olarak zararlı olduğu anlamına gelmez. Tüketici açısından önemli olan korkutucu kelimeler üzerinden karar vermek yerine ürünün güvenli, mevzuata uygun ve doğru şekilde formüle edilmiş olmasıdır. Sosyal medya sayesinde hepimiz biraz kimyager olduk ama formülasyon hâlâ laboratuvarda yapılıyor.

5. Bir kozmetik ürününün arkasında nasıl bir Ar-Ge süreci var?

Tüketici rafta 30 veya 50 mililitrelik şık bir şişe görüyor. Biz üreticiler ise o şişenin arkasındaki görünmeyen kısmı görüyoruz. Hammadde seçimi, formülasyon çalışmaları, numuneler, ürünün fiziksel özellikleri, stabilite değerlendirmeleri, mikrobiyolojik güvenliği, ambalajla uyumu ve üretim süreçleri… Yani küçücük bir serum şişesinin arkasında oldukça büyük bir teknik çalışma bulunabiliyor. Kazes Kozmetik olarak Gebze Teknik Üniversitesi Teknopark bünyesinde Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmalarımızı yürütmemizin benim için ayrıca önemli bir anlamı var. Çünkü Teknopark denildiğinde insanların aklına genellikle yazılım, bilgisayar veya mühendislik geliyor. Ben ise orada krem ve serum konuşuyorum. Ama aslında yaptığımız şey aynı: teknoloji geliştiriyoruz. Bizim teknolojimiz bazen bir yazılım kodunun içerisinde değil, bir kozmetik formülünün içerisinde.

6. Kadın girişimciler kozmetik sektöründe avantajlı mı?

Kozmetik, kadınların yalnızca tüketici olarak değil; bilim insanı, girişimci, üretici, yönetici ve marka kurucusu olarak da çok güçlü şekilde yer alabileceği bir sektör. Kadınların tüketici davranışlarını gözlemleme konusunda önemli bir deneyime sahip olduğunu düşünüyorum. Fakat girişimcilikte yalnızca sezgi yeterli değil. “Hayal kadın işi olabilir ama Excel’in cinsiyeti yok.” Bir girişimcinin ürününü sevmesi çok güzel. Ama maliyetini, satış fiyatını, kârlılığını, stok yönetimini ve pazarlama bütçesini de bilmesi gerekiyor. Ben de zaman içerisinde şunu öğrendim: Güçlü girişimci her şeyi tek başına yapan kişi değil, doğru ekibi kurabilen kişidir. Girişimcilik biraz “Ben yaparım”dan “Biz yaparız”a geçme yolculuğu.

7. Türkiye’den global kozmetik markaları çıkabilir mi?

Türkiye’nin kozmetik üretimi açısından önemli bir bilgi birikimine ve üretim potansiyeline sahip olduğunu düşünüyorum. Ancak hedefimizin yalnızca ürün üreten bir ülke olmakla sınırlı kalmaması gerektiğine inanıyorum. Formül geliştiren, Ar-Ge yapan, yenilikçi hammaddeler üzerinde çalışan, tasarım ve marka değeri oluşturan ve ürünlerini uluslararası pazarlara taşıyan markaların çoğalması önemli. Çünkü hammaddenin bir ekonomik değeri var; fakat o hammaddeye bilim, teknoloji, tasarım, hikâye ve marka değeri eklediğinizde bambaşka bir ekonomik değer ortaya çıkıyor. Ben özellikle kadın girişimcilerin bu dönüşümün içerisinde daha fazla yer almasını çok önemsiyorum. Kadınlara da “Korkmayın” demiyorum. Çünkü girişimciyseniz zaten zaman zaman korkacaksınız. Benim söylediğim şu: “Korkunuza rağmen başlayın.” Hiçbirimizin ilk ürünü, ilk işi veya ilk sunumu mükemmel değildi. Ama başlamasaydık bugün bulunduğumuz noktada da olmazdık.

Emel Aksan Hakkında

Emel Aksan, kozmetik üretimi ve kozmetik girişimciliği alanında çalışmalar yürüten Kazes Kozmetik’in kurucu ortaklarındandır .Gebze Teknik Üniversitesi Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren Kazes Kozmetik’te Ar-Ge, Ür-Ge, formülasyon ve butik fason kozmetik üretimi süreçleri üzerine çalışmaktadır. Aksan, özellikle kendi kozmetik markasını oluşturmak isteyen girişimcilerin ürün fikrinden üretime uzanan süreçlerinin geliştirilmesi; girişimciliğin Ar-Ge, bilim ve üretim altyapısıyla buluşturulması üzerine çalışmalar yürütmektedir.

Copyright © 2024 Kazes Cozmetics- All Rights Reserved

Scroll to Top